ABD İran savaşı felaket olur
Ankara24.com, Hurriyet kaynağından alınan bilgilere dayanarak haber veriyor.
DIŞİŞLERİ Bakanı Hakan Fidan, CNN Türk’teki Tarafsız Bölge programında Ahmet Hakan’ın sorularını şöyle yanıtladı:
“Bölgede çıkacak bir savaşı bölgenin kaldıracak hali yok. Dolayısıyla olası bir savaşı önlemek için bütün imkânların kullanılması gerektiğini düşünüyoruz. İki gün önce Amerikalılar Umman’da bir araya geldi. Dolaylı görüşmeler yaptılar. Abbas Arakçi (İran Dışişleri Bakanı) müzakerelerle ilgili bize bilgi verdi. Amerikalılarla da görüştük, her iki tarafla temas halindeyiz. Hemen neticeye ulaşması zor bir konu. Bir araya gelişte olumlu bir hava çıkması bizim için önemli. Şu anda en azından ani bir savaş tehdidi yok gibi duruyor. Kapı aralandı, taraflar süreci ilerletmeye çalışıyor.
m İlk önce nükleer dosyadan başlanması önemli. İranlılara dört maddeyi aynı anda ele alalım demek gerçekçi bir çözüm değil. Nükleer konu en önemli başlık. İran iki konuyu konuşmak istiyor: Birincisi uranyum zenginleştirilmesi meselesi, ikincisi ise daha önce zenginleştirilmiş uranyumun ne olacağı. Nükleer mesele hem küresel sistemin hem de ABD’nin gündemindeki en önemli konulardan biri.
GÖRÜŞMELER NEDEN UMMAN’DA
m Umman daha önceden kararı alınmış bir usuldü. Daha sonra yaşanan 12 günlük savaş sürecinde kesintiye uğramıştı. Taraflar, daha önce alınan bu karar üzerinden devam edilmesini istedi. Bizim teklifimiz Amerikalılarla doğrudan, yüz yüze görüşmeleri yönündeydi.
HAVA SALDIRISIYLA REJİM YIKILMAZ
m İran’ın büyük bir saldırıya uğraması durumunda verilecek karşılık, bölge ülkelerine yönelik saldırıları da içerebilir. ABD üslerinin saldırı adı altında vurulması, bölgesel savaşın yaygınlaşmasına yol açabilir. Ancak savaşın yaygınlaşması ciddi sorunları da beraberinde getirir. Biz de yanı başındayız; bu işin nereye varacağı belli olmaz. Bölgede her savaş, beraberinde çok büyük dramları ve istikrarsızlıkları getiriyor. (Hava saldırısıyla İran’da rejim yıkılır mı?) Hayır, yıkılmaz. Hava saldırıyla veya başka bir şeyle İran’da rejim değişmez. O boş bir hayal.
SORUN REJİM DEĞİL POLİTİKALARI
m Ama burada şunu ortaya koymak lazım: Sorunu doğrudan İran’ın rejimi olarak tanımlamak çok doğru bir yaklaşım olmayabilir. Sorun rejimin kendisi değil, rejimin aldığı kararlar ve uyguladığı politikalar. Tabii bunun rejimin kendisinden ne kadar ayrılabileceği ayrı bir tartışma konusu.”
SURİYE’DE MESAFE KATEDİLDİ
- “(Suriye’deki gelişmeler) Mesafe katedildi. Suriye’nin birliği ve bütünlüğü adına bunun kan dökülmeden, diyalog yoluyla olması önemli. Ancak hâlâ gidilmesi gereken bir yol var. YPG’nin işgal ettiği topraklardan çekilmesi ve Kürt nüfusun yaşadığı yerler açısından bakıldığında, önceki haritaya göre daha iyi bir noktada olunduğu söylenebilir. Ulaşılan mutabakat gereği tamamlanması gereken hususlar var. Burada her iki tarafta da belli ölçüde güvensizlik bulunuyor. Ancak adımlar hayata geçtikçe güvenin artacağını düşünüyoruz. YPG’nin tarihi bir dönüşüm yaşaması gerektiğini değerlendiriyoruz. Şu anda orada da bu konuda tartışmalar yürütülüyor.
Irak’ta seçimle gelen bir hükümeti, bir başbakanı herhangi bir şekilde tercih etmeme gibi bir durumumuz yok. Kim gelirse gelsin biz orada çalışırız. (Peki neden tepki gösteriliyor Maliki’ye?) Geçmişte biliyorsunuz Sayın Maliki’nin uzunca bir dönem Başbakanlığı var. O dönemde ortaya çıkan problemler var. İnsanlar o problemlere bakıp, ‘Biz bu problemlerin etkilerini yeni atlattık’ diyor. (Trump, tehditvari bir şekilde ‘Maliki başbakan olmasın’ dedi. Bunun Irak’ta etki üretebileceğini düşünüyor musunuz?) Ben bunun çok ciddi şekilde Irak tarafında dikkate alınacağını düşünüyorum. (Irak’taki PKK varlığı) Buralarda çok uzak olmayan bir zamanda da bir takım değişiklikler olabileceğini düşünüyorum.
TRUMP’LA ARASINDA KARŞILIKLI SAYGI VAR
- “(Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Trump’ın ilişkisi) Karşılıklı saygı var Trump ile Cumhurbaşkanımız arasında. Sayın Trump bir işadamı olarak verdiği mücadele var, daha sonra da siyasetçi olarak verdiği mücadele var. Kendi analizime göre, Trump kendi için birtakım kriterler geliştirmiş. Uzun süre mücadele ile başarı ve iktidar ortaya koyan insanların güçlü olduğuna inanan bir duruşu var.
(Sanki Erdoğan Trump sayesinde ayakta duruyormuş gibi bir takdim tarzı var. Buna ne diyorsunuz?) Dehşetle irkiliyorum. Muhalefet partisi, bir ülkenin yedek kulübesidir, bir takım giderse bu takım gelip yönetecektir yani. Trump nerede bizimle. Suriye’deki gelişmeler, Gazze’deki ateşkes, Ukrayna’da ortaya konulan duruş ve Türkiye’nin Trump politikaları ile örtüşmesi ve işbirliği yapması olabildiği kadar. Bu devleti ve bu milleti ilgilendiren stratejik konular. Şu kötü bir duygu. ‘Ben muhalefetteyim, iktidardaki adamın ülkemin aleyhine de olsa başarısız olmasını dilemek durumundayım.’ Siyasi mücadele, muhalefette durmak sizi bu noktaya getiriyorsa burada bir sorun var.”
NÜKLEER ADALETSİZLİK VAR
- “Uluslararası toplumun nükleer silahlarla ilgili çok büyük bir açılıma gitmesi gerekiyor. Çifte standart var. Nükleer bir adaletsizlik var. Trump’tan sonra gündeme gelen Amerikan güvenlik doktrini ve Amerikan’ın geleneksel müttefiklerine sağladığı koruma kalkanı kalkma ihtimaline yönelik birtakım senaryolardan hareketle belli ülkelerin de hızla nükleerleşebileceğine ilişkin şu anda senaryolar ortada var. Biz ileride daha fazla sayıda ülkeyi nükleer silahla görebiliriz. Bu İran veya Ortadoğu’dan herhangi bir ülke olmayacak Asya Pasifik’ten ve Avrupa’dan olacak. (İran’ın) Yok, atom bombası yapmıyorlar.
DRAMATİK DEĞİŞİM İSTEMİYORUZ
- (İran’ın nükleer silah elde etmesi Türkiye açısından tehdit mi?) Bölgede dengeyi değiştirecek dramatik değişimleri biz değiştirmek istemiyoruz. Bir güç dengesi var. Bunun bozulması bölgedeki işbirliği ruhunu ciddi oranda zedeler. Bunu farklı okuyan birtakım daha farklı sorunları olan İran’la ülkeleri nükleer silah sahibi yapma çabası içerisine sokar. Aynı yarışa bizim de ister istemez katılmamız gerekebilir. Bunun bölge için çok faydalı olacağını düşünmüyorum.
(Türkiye’nin nükleer silah sahibi olması gerekir mi?) Bunlar birtakım stratejik yüksek konular. Büyük resim içerisinde düşünülmesi gereken hususlar.”
AB İLE ÖNCELİĞİMİZ VİZE VE GÜMRÜK BİRLİĞİ
- “AB-Türkiye ilişkileri daha kötüye gitmiyor. En azından daha iyi götürmenin yolları aranıyor. Daha iyi götürmenin yolları arasında bizim için şu anda öncelikli olan Gümrük Birliği, vize serbestisi gibi konuların ilerletilmesi var. Avrupa Birliği ile 230 milyar dolar civarında bir ticaretimiz var. Bu çok dengeli bir ticaret. Sağlıklı bir güncelleme (Gümrük Birliği Anlaşması) olursa bu iki misline çıkabilir. Bu Avrupa’nın da lehine, Türkiye’nin de lehine. Özellikle pazar daralmalarının ve sınırlamalarının yaşandığı bir iklimde bu her iki tarafın da lehine. Şimdi Avrupa Birliği’ndeki kahir ekseriyet bunun yapılmasından yana. Fakat dediğim gibi bu, oybirliği ile alınan bir karar alanı. Başta Güney Kıbrıs Rum Kesimi olmak üzere bunlar istemiyorlar ve engelliyorlar. Bunun aşılması konusunda ne türden yöntemler Avrupalılar kendi içinde geliştirirler, onu göreceğiz.”
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:103
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 10 Şubat 2026 07:04 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















