ABD, Dünya Sağlık Örgütü’nden ayrıldı, çalışmalar hızlandı! Kanser aşısı yolda, yeni tedaviler yüz güldürüyor
Hurriyet sayfasından alınan verilere göre, Ankara24.com bilgi veriyor.
Ayrılığın üzerinden henüz sadece bir ay geçmesine rağmen, tıp alanında önemli gelişmeler yaşandı. Çeşitli ülkelerden, birden fazla kanser türüne karşı yeni tedavi yöntemleri ve aşı çalışmaları olduğu açıklandı.
Yapılan çalışmalarda pankreas kanseri, kolon kanseri, HPV ile ilişkili kanserler, lösemi gibi hastalıkların tedavileri yer alıyor. Öte yandan Rusya'nın kanser aşısı geliştirme çalışmalarının hız kazandığına dair paylaşımlar da yapılıyor.
Peki ABD'nin ayrılığı ile araştırmaların hızlanması arasındaki bağlantı ne olabilir? ABD’nin DSÖ’den çekilmesinin ardından küresel tıbbi araştırmaların hızlanması sadece bir zamanlama tesadüfü mü, yoksa DSÖ’nün bürokratik ve merkezi yapısından bağımsızlaşan ülkelerin kendi öncelikli projelerine daha fazla kaynak aktarmasıyla mı ilgilidir?
DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ’NÜN EN BÜYÜK FİNANSÖRÜ ABD
ABD’nin DSÖ’den ayrılmasını ve sonrasında yaşanan gelişmeleri yorumlayan Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Leyla Özer, “ABD Sağlık Bakanlığı Ocak 2026 itibariyle, Başkan Donald Trump'ın ayrılma kararından bir yıl sonra, Dünya Sağlık Örgütü’ne 78 yıllık üyeliğin resmen sona erdiğini açıkladı. Aslında ABD, DSÖ’nün uzun senelerdir yıllık yüzlerce milyon dolar katkı yapan en büyük finansörü. Bu ayrılışın altında yatan nedenlerin daha çok politik ağırlıklı olduğu düşünülüyor” dedi ve ekledi:
“Olaylar DSÖ’nün pandemi başında Çin’in açıklamalarını yeterince sorgulamadığı iddiası ile başladı, DSÖ’nün ihtiyaç duyulan reformları benimsememesi ve başta Çin olmak üzere üye devletlerin uygunsuz siyasi etkisine karşı bağımsızlığını koruyamaması bir neden olarak gösterildi.”
BU AYRILIK JEOPOLITIK REKABET ALANI OLACAK
“Dünyadaki hemen tüm ülkelerin üye olduğu DSÖ, ebola ve çocuk felci gibi küresel sağlık tehditlerine müdahaleyi koordine ediyor, yoksul ülkelere teknik destek sağlıyor, aşı ve tedavilerin dağıtımına katkıda bulunuyor ve yüzlerce hastalık için rehber ilkeler yayımlıyor. ABD’nin DSÖ’den ayrılmasının özellikle düşük gelirli ülkelerde sağlık erişimini sekteye uğratacağı, başta enfeksiyon hastalıkları, aşılama programları ve erken uyarı sistemlerini zayıflatacağı düşünülüyor” diyen Prof. Dr. Leyla Özer şunları söyledi:
“Bu ayrılışın dünya genelindeki kanser araştırmalarının ivme kazanışı ile doğrudan bir ilişkisi var mı emin değilim. Ancak özellikle Çin’in biyoteknoloji yatırımları ve Avrupa’nın Horizon programlarının dünya çapında en büyük ölüm nedeni olmaya aday kanser tedavisinde ABD’nin ağırlık merkezinin yer değiştireceğine dair bir ipucu verdiğini düşünüyorum. Bu alan özellikle kanser tedavisini öncelikleyen sağlık politikalarına sahip ülkeler için jeopolitik rekabet alanı olacaktır.”
ABD’nin sağladığı fonların kesilmesinin operasyonel ve yapısal etkileri olacaktır. Kısa vadede özelikle salgınlara erken müdahale süresinin uzaması, Afrika ve düşük gelirli ülkelerde kolera, ebola ve yeni zoonotik salgınların baş göstermesi ve salgınların kontrol altına alınmasında gecikmelere yol açacaktır. DSÖ’nün devam eden diğer kronik hastalıklara dair gücünü de zayıflatacaktır. HIV/AIDS, tüberküloz, sıtma, çocukluk çağı hastalıklarına dair programların küçülmesi veya durdurulmasına neden olabilir. Bu durum yine düşük gelirli ülkelerde dolaylı yoldan ölüm oranlarını artırabilir. DSÖ’nün bunun dışında global hastalıklara dair ciddi, güvenilir veri tabanlarında da olumsuz etkisi olacaktır. Fon kaybı araştırma projelerinin sayısını azaltabilir ve veri toplama kalitesini düşürebilir.
Prof. Dr. Leyla ÖzerİŞTE ÜLKELER VE YAPTIKLARI KANSER ÇALIŞMALARI
Prof. Dr. Leyla Özer, hangi ülkenin hangi kanser çalışmasını yaptığını detaylıca anlattı:
-- Geçtiğimiz ay pankreas kanseri ile ilgili üç ilacın kombine kullanıldığı fare çalışması sosyal medyada sıkça gündeme geldi. İspanyol bilim insanları pankreas kanserinde tedavi direnci ile ilişkili olduğu bilinen 3 farklı moleküle; KRAS + EGFR + STAT3 yolaklarını birlikte hedefleyen üçlü kombinasyon tedavisiyle fare modellerinde pankreas tümörlerinin tamamen gerilediğini gösterdi. Bu her ne kadar mucizevi bir haber gibi gelse de insanlarda böyle bir kombinasyonun nasıl bir yan etki göstereceği ve farelere kıyasla çok daha karmaşık bir yapıya sahip insan vücudunda direnç mekanizmalarının nasıl çalışacağını zaman içinde göreceğiz.
KOLON KANSERİNDE YÜZ GÜLDÜREN ADIM
-- Kolon kanseri tedavisinde biz onkologların yüzünü güldüren en önemli ve güçlü verilerden biri agresif gidişin en önemli göstergelerinden olan BRAF gen mutasyonuna sahip metastatik kolon kanserli hastalardaki kombinasyon tedavisine dair başarıyı gösteren çalışma oldu. Daha önce ileri basamaklarda kullandığımız BRAF ve EGFR yolağını hedefleyen iki molekülün 1. basamak tedavide kemoterapi ile kombine kullanılması bu saldırgan kolon kanseri türünde hem yanıt oranlarının artması hem de sağkalım beklentisinin neredeyse ikiye katlanmasını sağladı.
KANSER AŞISI YOLDA
-- Kanser tedavisindeki önemli gelişmelerden biri de başta endometriyum (rahim) ve kolorektal kanser olmak üzere yaşam boyu pek çok kanser gelişme riski artmış olan Lynch Sendromu hastalarını ilgilendiren bir konuydu. Lynch sendromu hastalarında günümüzde uygulanan başlıca yönetim stratejileri, sık aralıklarla yapılan taramalar veya koruyucu amaçlı planlanan cerrahilerle kanser gelişimi önlenebilse de bu yaklaşımlar hastaların yaşam kalitesi üzerinde önemli etkiler yaratabiliyor.
-- MD Anderson’daki bilim insanları tarafından geliştirilen NOUS-209 adı verilen deneysel kanser aşısı, bağışıklık sisteminin kanser hücrelerini tanıyıp hedef almasına yardımcı olmayı amaçlıyor. Araştırmacılara göre aşı, bağışıklık sistemine kanser hücrelerinden elde edilen belirgin ‘alıştırma hedefleri’ sunarak çalışıyor. Bu sayede bağışıklık sistemi, vücutta bulunan gerçek kanser hücrelerini daha kolay fark etmeyi ve onlara karşı saldırı geliştirmeyi öğreniyor.
LÖSEMİDE YÜZDE 90’IN ÜZERİNDE KALICI İYİLEŞME SAĞLAYAN YÖNTEM
-- Şubat 2026’daki önemli haberlerden birisi de lösemi ve benzeri kan kanserlerinde kullanılan CAR-T hücre tedavisi başarısı ile ilgiliydi. Hastanın kendi bağışıklık hücrelerinin laboratuvar ortamında genetik olarak yeniden programlanıp birer ‘süper asker’ gibi vücuda geri verilmesi prensibine dayanan bu teknoloji, en dirençli vakalarda dahi yüzde 90’ın üzerinde kalıcı iyileşme sağlıyor. Geliştirilen yeni nesil biyo-reaktörler sayesinde üretim maliyetleri nispeten düşen bu hücre tedavisinin dünya genelinde daha fazla hastaya ulaşabilir hale gelmesi önemli. Çünkü bu tür tedaviler tam olarak ‘kişiye özel’ olup ciddi teknoloji, alt yapı ve yatırım gerektiriyor.
Aslında bu tedaviler şimdilik hastalığı sadece bir süreliğine durdurmaya yönelik gibi gözükse de ileri evredeki bazı kanser hastaları için tam iyileşmeye dair umut veriyor. Yine de uzun vadede bu gelişmeler sayesinde kanserin diyabet, hipertansiyon ya da kalp-damar hastalıkları gibi kronik bir hastalık haline geleceğine dair ipuçları taşıyor. Açıkçası diğer enfeksiyon/salgın hastalıkların kontrolünde çok önemli başarılara imza atmış olsa da şimdiye dek DSÖ’nün tüm dünyada kanser ilaçlarının adil dağılımını sağlama konusunda önemli bir rol oynamadığını, dünya çapında kanser hastalarının etkili tedavilere zamanında ulaşabilmelerine dair ciddi bir eşitsizlik ve adaletsizlik olduğunu görüyoruz.
Prof. Dr. Leyla ÖzerRUSYA’DA HAZIRLANAN KANSER AŞISI NE DURUMDA?
Prof. Dr. Leyla Özer, özellikle Rusya ile ilgili öne çıkan haberlerde üç teknoloji dikkat çektiğini söyledi; mRNA, viral vektör/onkolitik, kişiselleştirilmiş immünoterapi alanları.
Rusya’dan gelen haberlerle ilgili temel sıkıntının kamuya açık, uluslararası standartlarca tanımlanmış detaylı faz/sonuç verisinin sınırlı olması olduğundan bahseden Özer, “Tıpkı bir dönem Küba aşısı haberleri gibi... Akciğer kanseri tedavisinde mucize gibi duyurulan bu tedavinin aslında sınırlı bir hasta grubunda (kemoterapiden fayda görmüş küçük hücreli dışı akciğer kanseri vakalarında) idame verildiğinde birkaç ayla sınırlı bir sağkalım avantajı sağladığını biliyorduk. Ama o dönem Küba aşısının pek çok ileri evre akciğer kanseri için mucizevi bir tedavi olduğuna dair yanlış bir algı oluşmuştu. Sosyal medya haberlerinde ‘yüzde 100 etkinlik’ gibi ifadeler sık geçiyor ama bunlar çoğu kez preklinik/erken duyuru dilinden geliyor ve klinik doğrulama gerektiriyor” dedi.
Rusya’nın Gamaleya Ulusal Merkezi mRNA platformunun şubat ayında yaptığı açıklamada özellikle melanom ve belirli akciğer kanseri türlerinde kişiselleştirilmiş kanser aşısının insanlar üzerindeki Faz 1 ve Faz 2 aşamalarının başarıyla tamamlandığını duyurulduğunu da söyleyen Özer, “Ancak şimdilik bu detaylara çok hâkim değiliz. Ek olarak Rus kaynaklı bazı duyurularda ‘Enteromix’ gibi onkolitik virüs kombinasyonlarına dayalı yaklaşımlardan söz ediliyor ve klinik değerlendirme süreçleri anlatılıyor” bilgisini verdi.
Ülkemizdeki kanser hastalarının çevre ülkelere hatta pek çok Avrupa ülkesine göre uygun tedavilere daha hızlı ulaşabildiğini düşünüyorum. Özelikle geçtiğimiz eylül ayından itibaren pek çok immünoterapi ilacı SGK tarafından geri ödemeye alındı. Bu hamle ile kanser tedavisi ile ilgili ciddi bir adaletsizliğin kısmen önüne geçmiş olundu. Ciddi kar sağlayan ilaç firmalarının yeri geldiğinde sağlık sigorta kurumları ile masaya oturabildiğini gördük. Özetle her ülke kendi sağlık politikaları ve gücü elinde tutan ilaç firmaları ile masaya oturup bu sorunu çözmeye çalışmalıdır. Ancak tam bağımsızlık her alanda olduğu gibi kendi ülkemizde kendi imkanlarımızla bu ilaçları üretmemizle mümkün olacaktır. DSÖ gibi kuruluşların burada adaleti sağlamasını beklemek ne yazık ki iyimser bir düşünce olmanın ötesine geçemiyor.
Prof. Dr. Leyla Özer
Bu konudaki diğer haberler:
Görüntülenme:110
Bu haber kaynaktan arşivlenmiştir 25 Şubat 2026 08:39 kaynağından arşivlendi



Giriş yap
Haberler
Türkiye'de Hava durumu
Türkiye'de Manyetik fırtınalar
Türkiye'de Namaz vakti
Türkiye'de Değerli metaller
Türkiye'de Döviz çevirici
Türkiye'de Kredi hesaplayıcı
Türkiye'de Kripto para
Türkiye'de Burçlar
Türkiye'de Soru - Cevap
İnternet hızını test et
Türkiye Radyosu
Türkiye televizyonu
Hakkımızda








En çok okunanlar



















