Ankara24.com
close
up
Menu

Okan Buruk tan tepkilere yanıt: Statta negatif hava çok hızlı oldu!

Abdülkerim Bardakcı: Allah ın izniyle telafi edeceğiz!

Franco Tongya: Çok güzel bir gece oldu!

İsmail Kartal ın mağlubiyet şaşkınlığı! Hiç böyle bir şey beklemiyorduk

Muhammed Diomande: Çorum çok iyi bir proje sundu!

‘Devlet Baba’ diyoruz ama üvey evlatmışız Sözcü Gazetesi

Keltepe Gözlem Şenliği ve Uzay Girişimciliği Festivali başladı 2 bin rakımlı Keltepe gökyüzü tutkunlarını ağırlıyor Karabük Haberleri Habertürk Yerel Haberler

2026 2027 MALİ YILI ASPİRASYON TORBASI ALIMI

Selman Coşkun: Seyir zevki yüksek bir müsabaka oldu!

AKP’nin 24 yılının bilançosu Sözcü Gazetesi

Göztepe de Samsunspor mesaisi devam etti!

Kuriş soruşturmasında çarpıcı detay! Tam 3 milyon dolarlık çek ve 27 milyon liralık altın...

19 yaşındaki genci bıçaklayarak ölümüne sebep olan zanlı tutuklandı Zonguldak Haberleri Habertürk Yerel Haberler

İsmail Kartal: Beklemediğimiz bir mağlubiyet!

Gökhan Özen ve Naz Canbaz evlendi

Karadeniz yolu 20 dakika kısalıyor! Bakan Uraloğlu Çamlıhemşin Tünelli için tarih verdi

Uyurken yatak odasının kapısını açık bırakanlar yandı Sözcü Gazetesi

Çocukluk hayali gerçek oldu: Kuyucak Belediyesi nin ilk kadın kamyon şoförü direksiyona geçti Azmetti başardı, hayalini yaşarken ekmeğini de kazanıyor Aydın Haberleri Habertürk Yerel Haberler

Milan Skriniar: Utanç verici

Eskişehir de akılalmaz dolandırıcılık! Kadir Komiser yalanı ev hayalini yıktı: Yaşlı kadının 2.5 milyonluk birikimi çalındı

6 ay boyunca boyunca ölüm çemberinde yaşadı: Onu hayatta tutan eşinin sesiydi

6 ay boyunca boyunca ölüm çemberinde yaşadı: Onu hayatta tutan eşinin sesiydi

Ankara24.com, Hurriyet kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi paylaşıyor.

Ukrayna’nın kuzeydoğusunda, Rusya sınırına yakın Vovchansk kenti, savaşın en ağır cephelerinden birine dönüşmüş durumda. Bir zamanlar fabrikaları, demiryolu bağlantısı ve yerleşim alanlarıyla bilinen şehir, aylar süren çatışmaların ardından neredeyse tanınmaz hale geldi. Sokaklar yıkıntılarla doldu, apartmanlar mevziye, fabrikalar ise ölümcül bir labirente dönüştü.

38 yaşındaki Ukraynalı asker Roman Mongold, Mart 2025’te Vovchansk’a gönderildiğinde bunun aylar sürecek bir hayatta kalma mücadelesine dönüşeceğini bilmiyordu. Görevi, Rus birliklerinin Harkiv yönündeki ilerleyişini durdurmaya çalışan Ukrayna birliklerine destek vermekti. Ancak kısa süre içinde kendisini, Ukraynalı askerlerin “ölüm bölgesi” diye adlandırdığı bir alanda sıkışmış halde buldu.

Bu bölgede geri çekilmek, çoğu zaman kalmaktan daha tehlikeliydi. Yollar mayınlıydı, köprüler kullanılamaz hale gelmişti, telefon şebekesi yoktu. Rus dronları ise hareket eden her şeyi izliyor ve hedef alıyordu. Askerlerin bulunduğu noktaya araçla ulaşmak mümkün değildi. Yaralıları taşımak neredeyse imkânsızdı.

Roman’ın bulunduğu mevzilere yiyecek, su, ilaç, pil, mühimmat ve bazen ailelerden gelen küçük notlar dronlarla bırakılıyordu. Bu paketleri almak bile ölümcül bir riskti. Çünkü Rus birlikleri, Ukraynalı askerlerin yardım paketlerini almaya çıkmasını bekliyor ve o anları hedef almaya çalışıyordu.

EŞİNİN SESİ UMUT OLDU

Roman’ın dış dünya ile en güçlü bağı eşi Halyna’ydı. Telefon hatları çalışmadığı için çift doğrudan konuşamıyordu. Bunun yerine Halyna her hafta Roman’ın komutanına bir sesli mesaj gönderiyordu. Komutan bu mesajı telsizden Roman’a dinletiyor, Roman da eşine ulaştırılmak üzere kendi mesajını söylüyordu.

Bu kısa ses kayıtları, Roman için cephedeki en değerli şeylerden birine dönüştü. Halyna’nın sesi ona evini, çocuklarını ve savaşın dışında hâlâ devam eden bir hayat olduğunu hatırlatıyordu. Roman çoğu zaman eşine gerçekte yaşadıklarını anlatmıyordu. Ona bulunduğu yerin ne kadar tehlikeli olduğunu, Rus askerlerinin kimi zaman duvarın hemen öte yanında konuştuğunu, yaralı arkadaşlarının acı içinde yardım beklediğini söylemiyordu.

Halyna ise bu mesajları tekrar tekrar dinliyordu. Eşinin iyi olup olmadığını anlamak için sesindeki en küçük değişikliği yakalamaya çalışıyor, nefesinden, konuşma hızından ve duraklamalarından gerçeği çözmeye uğraşıyordu. Roman “iyiyim” dese de onun gerçekten iyi olmadığını hissediyordu.

Cephede ise Roman’ın hayatı her geçen gün daha da zorlaşıyordu. Soğuk beton zeminlerde uyuyor, sınırlı yiyecekle idare ediyor, ıslak mendillerle temizlenmeye çalışıyor ve her an bir drone saldırısının ya da topçu ateşinin hedefi olabileceğini bilerek yaşıyordu. Kırılan parmakları, tedavi edilemeyen sarsıntıları, diş ağrıları ve bitmeyen yorgunluğu vardı. Buna rağmen her hafta eşinin sesini duymak, ona biraz daha dayanma gücü veriyordu.

ŞEHİR SAVAŞ ALANINA DÖNDÜ

Roman, Vovchansk’a ilk geldiğinde yanında birkaç şişe su, konserve yiyecekler, ilk yardım çantası, çikolata, sigara, mühimmat ve eşi tarafından yazılmış bir dua taşıyordu. O dua kâğıdı, cephede geçirdiği aylar boyunca onun üzerinde kaldı.

İlk günlerde terk edilmiş bir apartman binasında mevzilendi. Pencereden Rus askerlerinin hareketlerini izliyor, gördüklerini telsizle komutanlarına bildiriyordu. Pencerelere düşman dronlarını engellemek için ağ gerilmişti. Ancak bu önlemler saldırıları durdurmaya yetmedi. Bir drone saldırısında binanın zemini çöktü, Roman ve yanındaki askerler enkazın altında kalmaktan son anda kurtuldu.

Kısa süre sonra Roman, bir fabrikanın kalıntılarına geçmek zorunda kaldı. Burası Vovchansk’taki savaşın en tehlikeli noktalarından biriydi. Aynı fabrika alanının bazı bölümlerinde Ukraynalılar, bazı bölümlerinde Rus askerleri vardı. Kimi zaman taraflar aynı yapının farklı odalarında ya da aynı duvarın iki yanında bulunuyordu.

Roman bu dönemde çevresindeki askerlerin birer birer yaralandığına, öldüğüne ya da tahliye edilmeye çalışılırken vurulduğuna tanık oldu. Günler birbirine karıştı. Gündüzleri saklanıyor, geceleri drone ile bırakılan yardım paketlerini almaya çıkıyordu. Dışarı çıktığında yerdeki cesetlerin, yıkıntıların ve her an gelebilecek saldırının arasından geçmek zorundaydı.

Rus askerleri o kadar yakındı ki bazen seslerini duyabiliyordu. Kimi zaman onlara bağırıyor, kimi zaman nefesini bile tutarak saklanıyordu. Hayatta kalmak için sürekli yer değiştirmesi gerektiğini biliyordu. Çünkü cephede sabit kalmak, dronlar ve topçu ateşi için açık hedef olmak anlamına geliyordu.

DRONLAR HAYATLA ÖLÜM ARASINDA

Vovchansk’taki savaş, Rusya-Ukrayna savaşında dronların cepheyi nasıl değiştirdiğinin de çarpıcı örneklerinden biri oldu. Küçük silahlı dronlar, askerlerin hareket alanını daralttı. Gündüz hareket etmek çoğu zaman intihar anlamına geliyordu. Gece ise termal kameralar nedeniyle güvenli değildi.

Ukrayna tarafı da askerlerini hayatta tutmak için dronlardan yararlanıyordu. Cephede sıkışan birliklere yiyecek, su, mühimmat ve ilaç gökyüzünden bırakılıyordu. Ancak bu yardımların alınması bile başlı başına bir tehlikeydi. Yardım paketinin düştüğü noktaya gitmek, Rus dronlarının ya da keskin nişancılarının hedefi haline gelmek demekti.

Roman ve yanındaki askerler, patlayan konserve kutularını önce tüketiyor, sağlam kalanları sonraya saklıyordu. Mermileri ayıklıyor, yamuk olanları kenara atıyorlardı. Temizlik için ıslak mendiller, tuvalet için çöp torbaları kullanıyorlardı. Cephede geçirilen her gün, normal hayatın en basit ihtiyaçlarının bile nasıl büyük bir mücadeleye dönüştüğünü gösteriyordu.

YARALI ARKADAŞINI KURTARAMADI

Ağustos ayında Roman’ın yanına 28 yaşında eski bir deniz piyadesi olan Andrii gönderildi. Andrii kısa süre sonra drone ile bırakılan malzemeleri almak için dışarı çıktığında Rus ateşiyle dizinden vuruldu. İlk bakışta bu yara tedavi edilebilir görünüyordu. Ancak Vovchansk’ta sorun yaranın kendisi kadar, yaralıyı oradan çıkaramamaktı.

Andrii yürüyemiyordu. Roman onu taşıyacak güçte değildi. Kara dronları nehri geçemiyor, başka askerlerin gelip Andrii’yi taşıması ise Rus dronlarının dikkatini çekerek hepsini açık hedef haline getiriyordu. Üstelik çıkış yolu mayınlarla, yıkılmış binalarla ve Rus mevzileriyle doluydu.

Roman, Andrii’nin kanamasını durdurmak için turnike yaptı. Ona ağrı kesici verdi, yarasını temizlemeye çalıştı, üzerine anti-drone pelerin örterek termal kameralardan saklamaya uğraştı. Bir yandan mevziyi savunuyor, bir yandan arkadaşını hayatta tutmaya çalışıyordu.

Ancak günler geçtikçe Andrii’nin durumu kötüleşti. Yarası enfekte oldu, ateşi yükseldi, gücü tükendi. Roman onu sakinleştirmeye çalışıyor, hayatta kalan diğer askerlerin hikâyelerini anlatıyor, çıkabileceklerine inandırmaya uğraşıyordu. Fakat ağustos sonunda Andrii, Roman’ın kollarında hayatını kaybetti.

Roman, komutanından drone ile bir ceset torbası göndermesini istedi. Andrii’nin adını ve çağrı kodunu bir kâğıda yazdı, torbanın içine koydu. Cesedin bulunabilmesi için üzerini taşlarla örttü ve zırhını yanına yerleştirdi. Andrii’nin miğferini ise aldı. Eğer hayatta kalırsa, onu ailesine götüreceğine söz verdi.

177 GÜN SONRA KAÇIŞ BAŞLADI

Roman’a sonunda geri çekilme emri geldiğinde, Vovchansk’ta 177 gün geçirmişti. Sabah 04.30 sularında, Andrii’nin miğferi başında ve onun silahı elinde güneye doğru koşmaya başladı. Üzerinde, Ruslardan ele geçirdiği ve termal kameralardan saklanmak için kullanılan anti-drone pelerin vardı.

Bir Ukrayna dronu onu havadan takip ediyor, komutanı telsizle adım adım yönlendiriyordu. Roman yıkılmış fabrika kalıntılarından, mayınlı alanların ve bombardımanın arasından ilerledi. Kaçış rotası, aylar boyunca imkânsız görünen o dar geçitten geçiyordu.

Nehre ulaştığında suya atladı. Ancak silahı bir kayaya takıldı ve onu aşağı çekmeye başladı. Roman bir an için her şeyin orada biteceğini düşündü. Son gücüyle silahını kurtardı, su yüzüne çıktı ve karşı kıyıya ulaşmayı başardı.

Rus topçusu onu fark etmişti. Havan mermileri düşmeye başladı. Roman bombardımandan kaçarak terk edilmiş bir köy evine sığındı ve kendisini bulacak Ukrayna askerlerini bekledi. O an da aklındaki ilk kişi yine Halyna’ydı. Eşine bir mesaj daha göndermek istedi.

EVİNE DÖNDÜ AMA YÜKÜ AĞIR

Roman daha sonra Harkiv’de hastaneye kaldırıldı. Ardından uzun bir tren yolculuğu ve kara yoluyla Truskavets’teki evine döndü. Sakalları kesilmiş, saçları kısaltılmıştı. Ailesiyle yeniden bir araya geldiğinde, aylarca hayalini kurduğu anı yaşadı. Eşi Halyna, çocukları Artur ve Valeriia, kapıda onu bekleyen köpekleri Bonnie yeniden yanındaydı.

Ancak Vovchansk’ta geçirdiği 177 gün, Roman’ın peşini bırakmadı. Diş tedavisi için defalarca doktora gitti. Sırt ağrıları sürdü. Kâbusları zamanla azalsa da yaşadıklarının ağırlığı kaldı. Öldürdüğü Rus askerleri, kurtaramadığı Ukraynalı arkadaşları ve özellikle Andrii’nin ölümü onun zihninde yaşamaya devam etti.

Evinin bir rafında Andrii’nin miğferi duruyor. Roman, bu miğferi Andrii’nin ailesine götürmesi gerektiğini biliyor. Ancak henüz buna hazır değil. Kendisinin dönmemesi halinde bir başkasının Halyna’nın kapısını çalıp kendi miğferini getirdiğini hayal ediyor ve bu düşünce onu durduruyor.

Roman hayatta kaldı. Onu ayakta tutan şey yalnızca eğitim, silah ya da komutanlarının yönlendirmesi değildi. Her hafta telsizden duyduğu eşinin sesi, çocuklarına ve evine dönme isteği de en az bunlar kadar belirleyiciydi.

Vovchansk’ta 177 gün boyunca süren bu mücadele, savaşın yalnızca cephe çizgilerinden ve haritalardan ibaret olmadığını bir kez daha gösterdi. Bazen bir asker için hayatta kalmak, bir yardım paketine, bir telsiz bağlantısına, bir kağıttaki duaya ya da haftada bir kez duyduğu tanıdık bir sese tutunmak anlamına geliyor.

Daha fazla bilgi ve son haberler için Ankara24.com'ı takip edin.
seeGörüntülenme:67
embedKaynak:https://hurriyet.com.tr
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 17 Mayıs 2026 11:45 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

Okan Buruk tan tepkilere yanıt: Statta negatif hava çok hızlı oldu!

15 Ağustos 2026 00:18see166

Abdülkerim Bardakcı: Allah ın izniyle telafi edeceğiz!

15 Ağustos 2026 01:52see161

Franco Tongya: Çok güzel bir gece oldu!

16 Ağustos 2026 00:01see160

İsmail Kartal ın mağlubiyet şaşkınlığı! Hiç böyle bir şey beklemiyorduk

16 Ağustos 2026 00:28see156

Muhammed Diomande: Çorum çok iyi bir proje sundu!

15 Ağustos 2026 01:52see155

‘Devlet Baba’ diyoruz ama üvey evlatmışız Sözcü Gazetesi

15 Ağustos 2026 06:13see152

Keltepe Gözlem Şenliği ve Uzay Girişimciliği Festivali başladı 2 bin rakımlı Keltepe gökyüzü tutkunlarını ağırlıyor Karabük Haberleri Habertürk Yerel Haberler

15 Ağustos 2026 01:00see152

2026 2027 MALİ YILI ASPİRASYON TORBASI ALIMI

16 Ağustos 2026 00:01see152

Selman Coşkun: Seyir zevki yüksek bir müsabaka oldu!

16 Ağustos 2026 02:49see151

AKP’nin 24 yılının bilançosu Sözcü Gazetesi

15 Ağustos 2026 04:33see151

Göztepe de Samsunspor mesaisi devam etti!

15 Ağustos 2026 00:05see150

Kuriş soruşturmasında çarpıcı detay! Tam 3 milyon dolarlık çek ve 27 milyon liralık altın...

15 Ağustos 2026 19:08see150

19 yaşındaki genci bıçaklayarak ölümüne sebep olan zanlı tutuklandı Zonguldak Haberleri Habertürk Yerel Haberler

16 Ağustos 2026 00:42see149

İsmail Kartal: Beklemediğimiz bir mağlubiyet!

16 Ağustos 2026 00:19see148

Gökhan Özen ve Naz Canbaz evlendi

14 Ağustos 2026 21:37see147

Karadeniz yolu 20 dakika kısalıyor! Bakan Uraloğlu Çamlıhemşin Tünelli için tarih verdi

15 Ağustos 2026 15:54see146

Uyurken yatak odasının kapısını açık bırakanlar yandı Sözcü Gazetesi

16 Ağustos 2026 15:25see145

Çocukluk hayali gerçek oldu: Kuyucak Belediyesi nin ilk kadın kamyon şoförü direksiyona geçti Azmetti başardı, hayalini yaşarken ekmeğini de kazanıyor Aydın Haberleri Habertürk Yerel Haberler

16 Ağustos 2026 14:21see144

Milan Skriniar: Utanç verici

16 Ağustos 2026 00:26see142

Eskişehir de akılalmaz dolandırıcılık! Kadir Komiser yalanı ev hayalini yıktı: Yaşlı kadının 2.5 milyonluk birikimi çalındı

16 Ağustos 2026 13:56see140
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları