Ankara24.com
close
up
6 ay boyunca boyunca ölüm çemberinde yaşadı: Onu hayatta tutan eşinin sesiydi

6 ay boyunca boyunca ölüm çemberinde yaşadı: Onu hayatta tutan eşinin sesiydi

Ankara24.com, Hurriyet kaynağından alınan bilgilere dayanarak bilgi paylaşıyor.

Ukrayna’nın kuzeydoğusunda, Rusya sınırına yakın Vovchansk kenti, savaşın en ağır cephelerinden birine dönüşmüş durumda. Bir zamanlar fabrikaları, demiryolu bağlantısı ve yerleşim alanlarıyla bilinen şehir, aylar süren çatışmaların ardından neredeyse tanınmaz hale geldi. Sokaklar yıkıntılarla doldu, apartmanlar mevziye, fabrikalar ise ölümcül bir labirente dönüştü.

38 yaşındaki Ukraynalı asker Roman Mongold, Mart 2025’te Vovchansk’a gönderildiğinde bunun aylar sürecek bir hayatta kalma mücadelesine dönüşeceğini bilmiyordu. Görevi, Rus birliklerinin Harkiv yönündeki ilerleyişini durdurmaya çalışan Ukrayna birliklerine destek vermekti. Ancak kısa süre içinde kendisini, Ukraynalı askerlerin “ölüm bölgesi” diye adlandırdığı bir alanda sıkışmış halde buldu.

Bu bölgede geri çekilmek, çoğu zaman kalmaktan daha tehlikeliydi. Yollar mayınlıydı, köprüler kullanılamaz hale gelmişti, telefon şebekesi yoktu. Rus dronları ise hareket eden her şeyi izliyor ve hedef alıyordu. Askerlerin bulunduğu noktaya araçla ulaşmak mümkün değildi. Yaralıları taşımak neredeyse imkânsızdı.

Roman’ın bulunduğu mevzilere yiyecek, su, ilaç, pil, mühimmat ve bazen ailelerden gelen küçük notlar dronlarla bırakılıyordu. Bu paketleri almak bile ölümcül bir riskti. Çünkü Rus birlikleri, Ukraynalı askerlerin yardım paketlerini almaya çıkmasını bekliyor ve o anları hedef almaya çalışıyordu.

EŞİNİN SESİ UMUT OLDU

Roman’ın dış dünya ile en güçlü bağı eşi Halyna’ydı. Telefon hatları çalışmadığı için çift doğrudan konuşamıyordu. Bunun yerine Halyna her hafta Roman’ın komutanına bir sesli mesaj gönderiyordu. Komutan bu mesajı telsizden Roman’a dinletiyor, Roman da eşine ulaştırılmak üzere kendi mesajını söylüyordu.

Bu kısa ses kayıtları, Roman için cephedeki en değerli şeylerden birine dönüştü. Halyna’nın sesi ona evini, çocuklarını ve savaşın dışında hâlâ devam eden bir hayat olduğunu hatırlatıyordu. Roman çoğu zaman eşine gerçekte yaşadıklarını anlatmıyordu. Ona bulunduğu yerin ne kadar tehlikeli olduğunu, Rus askerlerinin kimi zaman duvarın hemen öte yanında konuştuğunu, yaralı arkadaşlarının acı içinde yardım beklediğini söylemiyordu.

Halyna ise bu mesajları tekrar tekrar dinliyordu. Eşinin iyi olup olmadığını anlamak için sesindeki en küçük değişikliği yakalamaya çalışıyor, nefesinden, konuşma hızından ve duraklamalarından gerçeği çözmeye uğraşıyordu. Roman “iyiyim” dese de onun gerçekten iyi olmadığını hissediyordu.

Cephede ise Roman’ın hayatı her geçen gün daha da zorlaşıyordu. Soğuk beton zeminlerde uyuyor, sınırlı yiyecekle idare ediyor, ıslak mendillerle temizlenmeye çalışıyor ve her an bir drone saldırısının ya da topçu ateşinin hedefi olabileceğini bilerek yaşıyordu. Kırılan parmakları, tedavi edilemeyen sarsıntıları, diş ağrıları ve bitmeyen yorgunluğu vardı. Buna rağmen her hafta eşinin sesini duymak, ona biraz daha dayanma gücü veriyordu.

ŞEHİR SAVAŞ ALANINA DÖNDÜ

Roman, Vovchansk’a ilk geldiğinde yanında birkaç şişe su, konserve yiyecekler, ilk yardım çantası, çikolata, sigara, mühimmat ve eşi tarafından yazılmış bir dua taşıyordu. O dua kâğıdı, cephede geçirdiği aylar boyunca onun üzerinde kaldı.

İlk günlerde terk edilmiş bir apartman binasında mevzilendi. Pencereden Rus askerlerinin hareketlerini izliyor, gördüklerini telsizle komutanlarına bildiriyordu. Pencerelere düşman dronlarını engellemek için ağ gerilmişti. Ancak bu önlemler saldırıları durdurmaya yetmedi. Bir drone saldırısında binanın zemini çöktü, Roman ve yanındaki askerler enkazın altında kalmaktan son anda kurtuldu.

Kısa süre sonra Roman, bir fabrikanın kalıntılarına geçmek zorunda kaldı. Burası Vovchansk’taki savaşın en tehlikeli noktalarından biriydi. Aynı fabrika alanının bazı bölümlerinde Ukraynalılar, bazı bölümlerinde Rus askerleri vardı. Kimi zaman taraflar aynı yapının farklı odalarında ya da aynı duvarın iki yanında bulunuyordu.

Roman bu dönemde çevresindeki askerlerin birer birer yaralandığına, öldüğüne ya da tahliye edilmeye çalışılırken vurulduğuna tanık oldu. Günler birbirine karıştı. Gündüzleri saklanıyor, geceleri drone ile bırakılan yardım paketlerini almaya çıkıyordu. Dışarı çıktığında yerdeki cesetlerin, yıkıntıların ve her an gelebilecek saldırının arasından geçmek zorundaydı.

Rus askerleri o kadar yakındı ki bazen seslerini duyabiliyordu. Kimi zaman onlara bağırıyor, kimi zaman nefesini bile tutarak saklanıyordu. Hayatta kalmak için sürekli yer değiştirmesi gerektiğini biliyordu. Çünkü cephede sabit kalmak, dronlar ve topçu ateşi için açık hedef olmak anlamına geliyordu.

DRONLAR HAYATLA ÖLÜM ARASINDA

Vovchansk’taki savaş, Rusya-Ukrayna savaşında dronların cepheyi nasıl değiştirdiğinin de çarpıcı örneklerinden biri oldu. Küçük silahlı dronlar, askerlerin hareket alanını daralttı. Gündüz hareket etmek çoğu zaman intihar anlamına geliyordu. Gece ise termal kameralar nedeniyle güvenli değildi.

Ukrayna tarafı da askerlerini hayatta tutmak için dronlardan yararlanıyordu. Cephede sıkışan birliklere yiyecek, su, mühimmat ve ilaç gökyüzünden bırakılıyordu. Ancak bu yardımların alınması bile başlı başına bir tehlikeydi. Yardım paketinin düştüğü noktaya gitmek, Rus dronlarının ya da keskin nişancılarının hedefi haline gelmek demekti.

Roman ve yanındaki askerler, patlayan konserve kutularını önce tüketiyor, sağlam kalanları sonraya saklıyordu. Mermileri ayıklıyor, yamuk olanları kenara atıyorlardı. Temizlik için ıslak mendiller, tuvalet için çöp torbaları kullanıyorlardı. Cephede geçirilen her gün, normal hayatın en basit ihtiyaçlarının bile nasıl büyük bir mücadeleye dönüştüğünü gösteriyordu.

YARALI ARKADAŞINI KURTARAMADI

Ağustos ayında Roman’ın yanına 28 yaşında eski bir deniz piyadesi olan Andrii gönderildi. Andrii kısa süre sonra drone ile bırakılan malzemeleri almak için dışarı çıktığında Rus ateşiyle dizinden vuruldu. İlk bakışta bu yara tedavi edilebilir görünüyordu. Ancak Vovchansk’ta sorun yaranın kendisi kadar, yaralıyı oradan çıkaramamaktı.

Andrii yürüyemiyordu. Roman onu taşıyacak güçte değildi. Kara dronları nehri geçemiyor, başka askerlerin gelip Andrii’yi taşıması ise Rus dronlarının dikkatini çekerek hepsini açık hedef haline getiriyordu. Üstelik çıkış yolu mayınlarla, yıkılmış binalarla ve Rus mevzileriyle doluydu.

Roman, Andrii’nin kanamasını durdurmak için turnike yaptı. Ona ağrı kesici verdi, yarasını temizlemeye çalıştı, üzerine anti-drone pelerin örterek termal kameralardan saklamaya uğraştı. Bir yandan mevziyi savunuyor, bir yandan arkadaşını hayatta tutmaya çalışıyordu.

Ancak günler geçtikçe Andrii’nin durumu kötüleşti. Yarası enfekte oldu, ateşi yükseldi, gücü tükendi. Roman onu sakinleştirmeye çalışıyor, hayatta kalan diğer askerlerin hikâyelerini anlatıyor, çıkabileceklerine inandırmaya uğraşıyordu. Fakat ağustos sonunda Andrii, Roman’ın kollarında hayatını kaybetti.

Roman, komutanından drone ile bir ceset torbası göndermesini istedi. Andrii’nin adını ve çağrı kodunu bir kâğıda yazdı, torbanın içine koydu. Cesedin bulunabilmesi için üzerini taşlarla örttü ve zırhını yanına yerleştirdi. Andrii’nin miğferini ise aldı. Eğer hayatta kalırsa, onu ailesine götüreceğine söz verdi.

177 GÜN SONRA KAÇIŞ BAŞLADI

Roman’a sonunda geri çekilme emri geldiğinde, Vovchansk’ta 177 gün geçirmişti. Sabah 04.30 sularında, Andrii’nin miğferi başında ve onun silahı elinde güneye doğru koşmaya başladı. Üzerinde, Ruslardan ele geçirdiği ve termal kameralardan saklanmak için kullanılan anti-drone pelerin vardı.

Bir Ukrayna dronu onu havadan takip ediyor, komutanı telsizle adım adım yönlendiriyordu. Roman yıkılmış fabrika kalıntılarından, mayınlı alanların ve bombardımanın arasından ilerledi. Kaçış rotası, aylar boyunca imkânsız görünen o dar geçitten geçiyordu.

Nehre ulaştığında suya atladı. Ancak silahı bir kayaya takıldı ve onu aşağı çekmeye başladı. Roman bir an için her şeyin orada biteceğini düşündü. Son gücüyle silahını kurtardı, su yüzüne çıktı ve karşı kıyıya ulaşmayı başardı.

Rus topçusu onu fark etmişti. Havan mermileri düşmeye başladı. Roman bombardımandan kaçarak terk edilmiş bir köy evine sığındı ve kendisini bulacak Ukrayna askerlerini bekledi. O an da aklındaki ilk kişi yine Halyna’ydı. Eşine bir mesaj daha göndermek istedi.

EVİNE DÖNDÜ AMA YÜKÜ AĞIR

Roman daha sonra Harkiv’de hastaneye kaldırıldı. Ardından uzun bir tren yolculuğu ve kara yoluyla Truskavets’teki evine döndü. Sakalları kesilmiş, saçları kısaltılmıştı. Ailesiyle yeniden bir araya geldiğinde, aylarca hayalini kurduğu anı yaşadı. Eşi Halyna, çocukları Artur ve Valeriia, kapıda onu bekleyen köpekleri Bonnie yeniden yanındaydı.

Ancak Vovchansk’ta geçirdiği 177 gün, Roman’ın peşini bırakmadı. Diş tedavisi için defalarca doktora gitti. Sırt ağrıları sürdü. Kâbusları zamanla azalsa da yaşadıklarının ağırlığı kaldı. Öldürdüğü Rus askerleri, kurtaramadığı Ukraynalı arkadaşları ve özellikle Andrii’nin ölümü onun zihninde yaşamaya devam etti.

Evinin bir rafında Andrii’nin miğferi duruyor. Roman, bu miğferi Andrii’nin ailesine götürmesi gerektiğini biliyor. Ancak henüz buna hazır değil. Kendisinin dönmemesi halinde bir başkasının Halyna’nın kapısını çalıp kendi miğferini getirdiğini hayal ediyor ve bu düşünce onu durduruyor.

Roman hayatta kaldı. Onu ayakta tutan şey yalnızca eğitim, silah ya da komutanlarının yönlendirmesi değildi. Her hafta telsizden duyduğu eşinin sesi, çocuklarına ve evine dönme isteği de en az bunlar kadar belirleyiciydi.

Vovchansk’ta 177 gün boyunca süren bu mücadele, savaşın yalnızca cephe çizgilerinden ve haritalardan ibaret olmadığını bir kez daha gösterdi. Bazen bir asker için hayatta kalmak, bir yardım paketine, bir telsiz bağlantısına, bir kağıttaki duaya ya da haftada bir kez duyduğu tanıdık bir sese tutunmak anlamına geliyor.

Daha fazla bilgi ve son haberler için Ankara24.com'ı takip edin.
seeGörüntülenme:62
embedKaynak:https://hurriyet.com.tr
archiveBu haber kaynaktan arşivlenmiştir 17 Mayıs 2026 11:45 kaynağından arşivlendi
0 Yorum
Giriş yapın, yorum yapmak için...
Yayına ilk cevap veren siz olun...
topEn çok okunanlar
Şu anda en çok tartışılan olaylar

TİKA dan Venezuela ya 1000 paketlik insani yardım

01 Temmuz 2026 00:28see179

“Altın Başarı Ödülleri” sahiplerini buldu! a “Yılın En İyi İnternet Haber Sitesi” ödülü

01 Temmuz 2026 00:24see178

İsrail den Gazze ye saldırı Dış Haberler

01 Temmuz 2026 01:45see168

Trossard adım adım Beşiktaş a doğru

01 Temmuz 2026 01:30see162

KPSS 2026 BAŞVURU TARİHİ ÖSYM KPSS B Grubu Genel Kültür Genel Yetenek ve KPSS Ortaöğretim başvuruları ne zaman başlayacak? İşte başvuru şartları

01 Temmuz 2026 01:21see159

Dünya Kupası dersleri Yaşar Süngü

01 Temmuz 2026 04:05see158

Transferin bitmesi an meselesi! Beşiktaş, Premier Lig deviyle anlaşma sağladı

01 Temmuz 2026 00:45see155

4 katlı binanın çatısından düşen parçalardan 2 kişi son anda kurtuldu

01 Temmuz 2026 01:27see154

Golda Gıda dan 805 milyonluk halka arz Ekonomi Haberleri

01 Temmuz 2026 04:06see150

Yalçın Topçu dan ANKESOB Başkanı Hüseyin Ar’a hayırlı olsun ziyareti

30 Haziran 2026 18:12see148

İslam düşmanlarının kalkanı CHP ve şürekası: Özel’den sözde komedyen Deniz Göktaş’a destek

30 Haziran 2026 16:26see148

Siyaseti milletimizle ilmek ilmek örüyoruz Sözcü Gazetesi

01 Temmuz 2026 05:38see147

Kılıçdaroğlu ndan Gülşah başkanın kemiklerini sızlatacak atama Sözcü Gazetesi

01 Temmuz 2026 00:34see147

Depozito iade sistemi 81 ilde başlıyor

01 Temmuz 2026 04:23see146

AK Parti Sözcüsü Çelik: Özgür Özel ve ekibinin siyasi sicili ortada

30 Haziran 2026 17:34see145

TCMB den zorunlu karşılıklarda sadeleşme adımı

01 Temmuz 2026 00:37see145

Genç gazetecilere iş fırsatı Yerel Gündem Haberleri

01 Temmuz 2026 04:09see143

Emine Erdoğan dan Depozito Yönetim Sistemi ne ilişkin paylaşım

02 Temmuz 2026 00:26see143

Down sendromlu genç kızların kına hayali gerçek oldu Kırıkkale Haberleri Habertürk Yerel Haberler

01 Temmuz 2026 01:57see142

Bir ülke yeniden kurulurken: Mimarın objektifinden memleket Samed Karagöz

01 Temmuz 2026 04:08see141
newsSon haberler
Günün en taze ve güncel olayları